Avanos Gazetesi Avanos Haberleri

Cuma
12 Mar
ANASAYFA YAZAR SEÇME YAZILAR

SEÇME YAZILAR

CHP değişir mi?

CHP’nin İstanbul kongresinde yine değişim, dönüşüm solganları atılmış geçen pazar günü.
İl Başkanı Gürsel Tekin, “Dünya değişiyor, çağ değişiyor, biz de değişeceğiz“ demiş...
Ne güzel!
CHP lideri Baykal, ‘tarihi bir dönüşüm’ün müjdesini vermiş partisi için...
Ne kadar iyi!
Peki heyecanlı mı?
Hayır.
Çünkü hep aynı film...
Baykal’ın CHP’si her seçim öncesi değişir!
Bu konuda gerçekten yaratıcıdır Baykal.
Seçimler yaklaşırken mutlaka bir iki pırıltılı slogan bulur.
Program değişikliği için komisyonlar kurar, her ağıza bir parmak bal çalan seçim bildirgeleri hazırlatır.
Bu açıdan çok beceriklidir.
Kimi kadın, kimi erkek yeni süsler, alımlı saksılar bulur buluşturur ve yerleştirir partisinin vitrinine.
Onlarla seçim meydanlarında otobüslerin üstüne çıkar, ellerinden kollarından tutup havaya kaldırır, kalabalıkları heyecanlandırır.
Değişim ve yenilenme şarkılarıyla yola çıkar.
Nabza göre şerbet veren, iyi slogan oturtan konuşmalarla kalabalıkları dalgalandırır da.
Kendisine gönülsüzce atılacak kerhen oylara da, ödünç oylara da meydanlarda talip olur.
Sonra?..
Sonrası hep aynıdır.
Seçimi yine kaybeder.
Ama koltuğunu kaybetmez!
Baykal’ın CHP’si kaç yıldır Avrupa sosyal demokrat çevrelerinde saygınlığını yitirdikçe yitiriyor, Sosyalist Enternasyonal’de de adım adım topun ağzına geliyor. Ve Enternasyonal’de Baykal’ı kapının önüne koymak isteyenlerin sayısı gitgide artıyor.
Bütün bunlar Baykal’ın umurunda mı?
Hiç sanmıyorum.
Dünya onun etrafında döner!
Ama ben de değişim ve dönüşüm sözcüklerini Baykal’la yan yana getiremiyorum.
Dünya değişir, Baykal’ın CHP’si değişmez!

Yunak

Yunak

Nevşehir’liler bilir düğünlerimiz çok renkli ve çok değişik olur. İstanbul’a seneler önce yerleşen Nevşehirliler bile hala geleneklerimizi göreneklerimizi sürdürür. Büyük bir zevkle devam ettiririz. Bunlardan biride benim. Evet 27 Haziran 2009 da evlendim ve tüm adetlerimizi yaptım. Sizlerle paylaşmak istiyorum.

 Örneğin yunak tüm Nevşehirliler bilir bilmeyenler için kısaca anlatayım.

 Evlenecek kız düğününe bir ay kala akrabaları sevdikleri tarafından davet edilir. (yemeğe çağrılır) gelinde giderken arkadaşlarını alır davet veren kişinin evine gidilir yemek yenilir def eşliğinde gelin oynatılır geleneksel kıyafetlerle. Kına gecesine bir gün kala son davetine gider en yakın akrabası alır (Hala,teyze veya yenge) ben halamdaydım son davet yunak(yunak kelimesi yunmaktan yani yıkanmaktan gelir) olur. O gece orada kalınır. Gelin ve arkadaşları o gece oyunlar oynar eğlenirler, gece damat gelir ve oradaki kızlara çerez içecek gibi şeyler getirir. Damat geline bir miktar para verir o gece ve ertesi gün gelini yıkayana ve saçını tarayana o para verir bahşiş derler J gelinin saçı taranırken def çalınıp türkü söylenir. Gelinin annesi ağlatılır. Yunak sabahı akrabalar gelir ve Nevşehir’in en güzel yemeği olan etli bulgur pilavı büyük tencerelerde yapılır ikram edilir. Ve damat tarafı yunağın ertesi günü gelini almaya gelir davul zurna eşliğinde kına yapılacak yere götürür o gece kına gecesi yapılır ve ertesi günde düğün tabii ki. Yani 3 gün 3 gece eğlence yapılır. Davet, yunak ve kına gecesinden kareler sizlerle paylaşmak istedim.

 Lütfen sizlerde bu tarz bilgilerinizi resimlerinizi bizimle paylaşın yayınlayalım. 

 

  Davete gittiğimde yemekten sonra şalvar ve al bağlayıp def eşliğinde Nevşehir’e özgü oyun oynanır.

 

 

 

 

 Yunak halamdaydı onu da oynattıkJ

 

Def çalıp hem oynadık hem ağladık. Tabii bunlar mutluluk göz yaşları.

  Nevşehir’in meşhur çobana gitme oyunu oynuyorlar. Yerde oturan annannem 70 yaşında ve etrafında ki Safiye teyze 55 yaşında bu oyunu eskilerimiz biliyor ve çok eğlenceli bir oyundu.

 

 Ve yunağın ertesi günü tüm bayanlar toplandı geleneksel kıyafeti giydirdiler. Bu kıyafet çok eskiden gelinlik olarak giyilirmiş.

  

 

 

Damat tarafı geldi gelin almaya.

 

 

Hüzünlü bir vedalaşmanın ardından kına gecesinin olacağı yere gittik.

 

 

Kına gecem

 

Mistik Bir Dokuda Yolculuk: Peri Bacaları

Mistik Bir Dokuda Yolculuk: Peri Bacaları “Çok gezen mi bilir yoksa çok okuyan mı?” Sorusu ile başlamak istiyorum yazıma. Hem gezmek, hem de okumak, yaşamımıza dair farklı sentezler yakalamamızı sağlıyor; İkisi de birbirini, yer ile gökyüzünün ince bir çizgide birleşmesi gibi, birbirini tamamlıyor. Yeni yerler keşfetmek, yeni kültürlerle tanışmak, ruhumuzun zenginleşmesini sağlıyor. Bu yazımda sizlere, İpek Yolu'nun kavşaklarından Kapadokya’nın kalbi, Göreme’de Peri Bacaları’nın mistik dokusundan yola çıkarak, coğrafik oluşumundan, Peri Bacaları Efsanesi’nden, yemek kültüründen, ulaşımına kadar hem gezerek hem de okuyarak, araştırarak, ortaya çıkardığım deneyimleri paylaşmak istiyorum. 

60 Milyon Yıl Önce…

Peri Bacaları’nın, oluşumunu bilimsel açılımlarla anlatan dökümanları keşfe çıktım; “Kapadokya, (Pers dilinde Katpatuk; “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasan Dağı ve Güllü Dağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.”

Perilerin Dile Gelmesi

Peri Bacaları Efsanesi’nin masalsı anlatımında; Perilerin Padişahı ve İnsanların Padişahı arasındaki iletişimin gücü, Devler, İnsanların Padişahı’nın oğlu Revan ile Periler Padişahı’nın kızı Gülperi arasındaki aşkın anlatımı, edebi ve ruhani anlamda farklı boyutlarda düşünmemi sağladı.

Bilimsel ve efsanevik anlatımları öğrenmek ve araştırmak istiyoruz çünkü bizler her ana anlam yüklemeyi çok iyi biliyoruz.

 

Doğa’nın Kendine Ait Mimari Anlayışı…

 

Tiyatral bir ruh haliyle Doğa Ana bakın insanoğluna ne demiş: “Ben size coğrafi oluşumlarla meydana gelmiş, mistik bir mekan sunuyorum. Bu düzenin içerisine, aynı şehirler de yaptığınız gibi dağınık kendinize özgü bir inşaat planı yapma şansınız olmayabilir. Onun için bu düzen içerisinde, kendinize ait mekanlar oluşturun...”

 

Bu düzen çerçevesinde, insanoğlu da coğrafi oluşumlarla meydana gelmiş, mekanlara sahip çıkarak, Peri Bacaları’nın içerisine ev, kilise oymuş, fresklerle süsleyerek, binlerce medeniyetlerin izlerini günümüze kadar taşınmıştır.

 

Kiliselerin Dokusu

 

İpek Yolu'nun kavşaklarından Kapadokya'nın kiliseleri, fresk adını verdiğimiz duvar resimleriyle ünlüdür. Birincisi resimler doğrudan duvarın üzerine yapılmış ve kırmızı renkli aşı boyası kullanılmıştır. Bu tip resimler şekillerden oluşmaktadır. İkincisi ise, kaya duvarın üzerine alçı, kum, saman karışımı bir sıva yapılmış ve bu sıvanın üzerine, konuları İncil'den alınmış ve Hz. İsa'nın hayatını anlatan sahneler resmedilmiştir.

 

Şehir Plancılığının Sistematik Gelişimi

 

Yer altı şehirleri incelemeye değer mükemmel bir tekniğin ürünüdür. Havalandırma sistemleri, hava dolaşımı tünelleriyle, emniyet ve güvenlik sistemleriyle, giriş ve çıkışlarda ilginç teknikleriyle, zemindeki kuyularıyla ve çöp toplama mekanizmalarıyla bugün bile bizleri şaşırtmaya devam etmektedir.

 

Sonuç olarak, Kapadokya Bölgesi’ni keşfe çıktığınız zaman sahip olan mimarinin genel görünümüne ve kendi arasındaki ahengini yakalayabilmek, yolculuğunuzu daha keyifli kılacaktır.

Kiliseler, Müzeler, Yer Altı Şehirleri

Özellikle yerin üstündeki ve yerin altındaki şehir düzenlerini, belirli bir planda gezmek şansınız olursa, kurulum düzeninin ne kadar güçlü olduğunu farkına varırsınız:

Nevşehir Müzesi, Derinkuyu Yer Altı Şehri, Kaymaklı Örenyeri, Zelve Örenyeri-Paşabağlar Örenyeri ,Göreme Örenyeri, Karanlık Kilise, Çavuşin Örenyeri (Kızılçukur Ve Güllüdere Vadileri), Özkonak Yer Altı Şehri, Mazı Yer Altı Şehri, Tatlarin Yer Altı Şehri Kilise, Gülşehir-St.Jean Kilise, El Nazar Kilisesi, Hacıbektaş Müzesi, Arkeoloji ve Etnoğrafya Müzesi, Ürgüp Müzesi, Aios Vasilios Kilisesi, Nikholos Manastırı

Kuş Bakışı Peri Bacaları’nı Hissetmek…

Yüksekten korkmuyorsanız, ayaklarınız yerden kesildiği zaman kendinizi kötü hissetmiyorsanız, balonla Peri Bacaları’nı keşfe çıkmalısınız. Peri Bacaları’nın şiirsel görüntüsünü kuş bakışı kayda almak mükemmel bir duygu olacaktır.

Yöresel Yemeklerin Lezzet Durağı

Özellikle, şehir yaşamının ışık hızı dengesinde yaşarken, benzer özelliklere sahip yemekleri yerken, yöresel yemeklerin kilometrelerce uzağında yaşamımızı sürdürmeye devam ederiz. Onun için gittiğimiz yerlerin yöresel yemeklerini keşfe çıkmak, faklı lezzetleri tanımak, bize ayrı bir zevk verir çünkü yemek kültürü ayrı bir sanattır.

Kapadokya mutfağına baktığımızda, yemek yapımında kullanılan araç gereçler arasında topraktan yapılmış çömlek ve tandır ikilisinin ayrı bir önemi vardır. Yöresel yemeklerden en önemlileri düğü(ince bulgur) çorbası, sütlü çorba, ağpakla (kuru fasülye), nohutlu yahni, kayısı dolması, gendime, dıvıl ayva dolması ve dolaz'dır:

Halk Şiirleri ve Efsanelerin Sihiri

“Söz uçar, yazı kalır” sözünden yola çıkarak, o yöreye ait edebi eserleri öğrenmek, hissetmek, paylaşmak ve yorumlamak bana büyük keyif verir. Bakın bu yöre ile ilgili neler bulduğuma bir göz atalım;

“XI. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlayan Türkmenler, Kapadokya’da kültürel yaşamı, özellikle de edebiyatı önemli ölçüde etkilemişlerdir. Edebi ürünler halk şiiri ve efsanelerdir. Kapadokya’da halk ozanları olarak yaşamış Aşık Yahya (Sertbakan) ve Aşık Şuayip Şahin’dir. Yöresel efsaneler arasında en önemli rolü oynayan Hacı Bektaş-ı Veli’ye ilişkin efsanelerdir. Başka bir efsane yeraltı şehirleri ve peribacaları ile ilgilidir. Öğrendiğimiz kadarıyla Avcılar Kasabası da adını peribacaları efsanesinden almaktadır. Ayrıca, yeraltı şehirlerinde devlerin yaşadığı anlatılır, birbirine açılan odaların kapılarındaki değirmentaşı büyüklüğündeki sürgüler bunun kanıtı olarak değerlendirilmektedir. Başka bir efsane de Özkonak’ta Belha Manastırı’na adını veren Belha Efsanesi’dir.”

Kapadokya’da Özel Günler ve Festivaller

Her yörenin kendine ait özel günleri ve festivalleri vardır. Bunları en kolay öğrenmen yolu, ilgili bölgenin belediye web sitelerini takip etmek olabilir.

Hacı Bektaş-Veli'yi Anma Günü- 16-18 Ağustos

Nevşehir'in İl Oluşu- 20 Temmuz

Bağ Bozumu Festivali- 3-5 ya da 4-6 Ekim

Şarap Yarışması- 2-6 Haziran

Uluslararası El Sanatları Festivali- 18-20 Ağustos

Konaklama için Ufak İpuçları…

Kapadokya Bölgesi’nde kalınabilecek uygun şartlarda pansiyonlar, oteller bulabilirsiniz ama bizim önerimiz, şartları uygun görüldüğü takdirde, Traveller’s Cave Hotel ve Kelebek Otel/Pansiyon olabilir.

Ulaşım Nasıl Olmalı?

Ulaşım konusunda iki farklı yol izlenebilir; Uçak ile Kayseri ya da Nevşehir’e gelinebilir ya da Nevtur, Göreme Tur, Kapadokya Tur vb. otobüslerle doğrudan Göreme’ye ulaşılabilir.

 

Son Güncelleme ( PERSEMBE, 28 Ocak 2010 12:54 )

Hayal Ötesi Bir Yer: KAPADOKYA

Kapadokya; ilginç kaya oluşumları, kayaların içine oyularak yapılmış kiliseleri ve Hristiyanlığın merkezlerinden biri olması nedeniyle mutlaka görülmesi gereken bir yer. Sabah uçağıyla Kayseri’ye vardığımızda Ürgüp’e doğru yola çıkmadan önce ufak bir Kayseri turu yaptık.

Şehrin çok düzgün bir planı var, her yerden Erciyes Dağı’nı görebiliyorsunuz. Kayseri’yi tepeden görebileceğimiz Talas ilçesi, Ermenilerin ve Rumların Kayseri’ye Türkler gelmeden önceki yerleşimi. Kapadokya bölgesinde Ürgüp ilk durağımız. Kapadokya; Nevşehir, Niğde, Aksaray üçgeni arasında kalan bölgeye Persler’in verdiği ad. Katpatukya “Güzel atlar ülkesi” anlamına geliyor. Kapadokya deyince akla peri bacaları gelir. Doğanın süslerinden biridir bu bacalar. Yüzlerce yıl önce yaşamış insanların yarattığı uygarlık, Hristiyanlığın ilk yıllarına dayanan gizemli bir bölge Kapadokya.

Ürgüp’ün ana caddesinin arkasında kaya blokları yükseliyor. Göreme’ye doğru giderken Karakuş Restoran’a uğradık. Doğal kayaların içine oyularak yapılmış otantik bir mekan. Oradan eski adı Sinasos olan Mustafakemalpaşa köyüne geçtik. Burada ünlü Asmalı Konak dizisinin ilk konağı olup şimdi “Old Greek House” adıyla hizmet veren konağı gördük. Yolda bir kiliseye girdik. Kilisenin duvarlarında ve tavanında bulunan mozaiklerin renkleri neredeyse bozulmamıştı. Göreme’nin manzara tepesinden baktığımızda göz alabildiğine peri bacası görünüyordu. Peki bu masallardan çıkıp gelmiş bir güzellikte olan peri bacaları nasıl oluşmuştu: Hala süren doğal oluşum 60 milyon yıldır devam ediyor. Üçüncü jeolojik devirde Toroslar yükselmiş, kuzeydeki Anadolu platosunun sıkışmasıyla yanardağlar faaliyete geçmiş. Erciyes ve Hasandağı ile ikisinin arasında kalan daha küçük Göllü dağ, lavlar püskürtmüş. Platoda biriken küller yumuşak bir tüf tabakası oluşturdu. Daha sonra, rüzgar ve yağmur etkisiyle Peri bacaları oluşmaya başlamış.

Çavuşin köyüne bağlı Kızılçukur denen vadiye doğru yolumuza devam ettik. Göreme Açık Hava Müzesi’nde çoğunluğu yerli olmak üzere çok sayıda turist vardı. Burası bir kaya yerleşimi 13. yüzyıla kadar manastır hayatının yaşandığı hatta ilk burada başladığı biliniyor. Kaya bloklarının içerisinde kiliseler, şapeller, oturma yerleri bulunuyor. Buradaki kiliselerde İncil’in ve Hazreti İsa’nin yaşamını anlatan bir çok fresk bulunuyor.

Çömlek yapımıyla ünlü minik bir ilçe olan Avanos’ta çömleklerin yapıldığı atölyeler de yine kaya bloklarının içine oyularak yapılmış. Chez Galip isimli atölye-mağazanın içinde “Saçlı Mağara” bulunuyor. Mağazanın bir parçası olan mağara son dönemde ücretli. Giriş bir lira. Mağaranın içinde 50 bin tutam saç bulunduğu söyleniyor. Mağaraya gezmeye gelen kişilerin hatıra olarak saçlarından bir parça bırakıyorlar. Tüm duvarlar bir parça kağıdın üstüne yapıştırılmış saçlarla kaplı.

Kapadokya gezi güzergahına Uçhisar’dan başlamalı. Kent merkezine 10 kilometre uzaklıktaki Uçhisar, Ortahisar ile birlikte bölgenin doğal kalesi görünümünde adı da bu benzetmeden geliyor. Uçhisar’ın kale olarak kullanımı Hititler döneminde başlamış. Uçhisar’ın tepesine çıkıp kilometrelercelik alana yayılmış muhteşem görünümü seyretmekte yarar var.

Uçhisar’dan Göreme’ye devam etmelisiniz. Göremeden sonra Çavuşin’deki toprak kütlelerine oyulan 12 kiliseyi göreceksiniz. Bu kiliseler Çavuşin’deki vaftizci John Kilisesi’nin etrafında toplanmış. Sağda Aktepeye doğru ilk Hristiyanların buraya yerleştiğini düşündürüyor. Çavuşin’i geçip Avanos’a devam ettiğinizde sağda Aktepe’ye doğru olan yamaçların sunduğu görüntü gözleri kamaştırıyor. Akgedik denilen boğazı aşınca Paşabağı veya Keşişler Vadisi diye adlandırılan küçük vadide ikili, üçlü başlık taşıyan birleşik koniler görünüyor. Paşabağdan hemen sonra Zelve Vadisi başlıyor.

Tıpkı göreme gibi açık hava müzesi olan Zelve Vadisi ören yerine ücretli giriliyor. Süslemesiz 15 kilise bulunan ören yerinin en büyük kilisesi Üzümlü Kilise, bir diğeri ise Geyikli Kilise’dir.

Avanos, Mustafakemalpaşa, Ortahisar, Yer altışehirleri, Tatlarin, Kervansaraylar, Ihlara Vadisi, Gülşehir, Soğanlı Vadisi Kapadokya bölgesinde gezilecek merkezlerden. Bugün Kapadokya Türk turizminde bir marka. Yurt içi ve yurt dışından gelen yüz binlerce turist dört mevsim Kapadokya’nın tadını çıkarabiliyor. Son yıllarda hızla artan turizm tesisleri hizmet kalitesi olarak da çıtasını yükseltti. Halk turizmden nasıl faydalanabileceğini öğrendi. Şu sıralar Kapadokya’yı gezmenin tam zamanı.

Soğuklar bastırmadan gidin görün deriz, kar zamanı da ayrı bir güzelliğe bürünen Kapadokya’da periler gelinliklerini giymeye başlar.

Kaynak: Burcu Oylan / Cumhuriyet

Son Güncelleme ( PAZARTESi, 18 Ocak 2010 01:10 )

Bu İnşaata Neden Dur Denilmedi?

Bu İnşaata Neden Dur Denilmedi?

Göremeli M.A adlı vatandaşın peri bacasının (Yusuf Koç Kilisesi) hemen yanına yapmaya başladığı, bazı ulusal turizm siteleri ile yerel basında da eleştirilen bina sessiz sedasız tamamlandı. Sitemizin de hassasiyetle üzerinde durduğu bu onaylı binanın son halini ilk kez sizinle paylaşıyoruz. Aslında Göreme'de buna benzer binalar kolaylıkla izin alınarak yapılabiliyor. Hem de öyle köşe bucak gizlenmeden yol kenarlarına binalar konduruluveriyor. Madem ki bu binalar böyle kolaylıkla yapılabiliyor Zelve'deki fırtına neyin nesiydi? Zelve'de işin içine siyaset bulaştıran yerel basın ve siyasiler bunu neden görmezden geliyor? Bunun tek cevabı var: Dertleri çevre değil ! Bu çifte standartı görünce insan sormadan edemiyor: Bundan böyle bu tür yapıları Gör(e)meli mi, Gör(e)memeli mi?

 

 

Son Güncelleme ( PAZARTESi, 18 Ocak 2010 01:05 )

Nevşehir'im Bir Başka

Nevşehir'im Bir Başka (50 kıt'alık manzum şiir)

1
KIŞLIK KAYIT-TEL DOLAP


Yayan yapıldak bağa, tarlaya gidersiniz
Kiminiz içakarda çamaşır yıkarsınız
Kiminiz çobansınız davarı güdersiniz
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Tarhana,köftür,pekmez bir numaralı aşın
Sokuda buğday döver,akranın,arkadaşın
Birlikte yaşıyordu,ana,baba,gardaşın
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Kışlık kaydını yapar keşikle mahalleli
Etliğini kesiyor kendim bildim bileli
Kavurur sızgıtını,olmaz işi hileli
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Domatesini alır,salçasını çıkarır
Erişte,makarnayı,tel dolaba bırakır
Hamamlık denen yerde,çimer,yunur,yıkanır
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka




(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR

2
MAHAL MÜNASİP


Kilerinde saklardı,her türlü nevaleyi
Batmanla peynir alır,basar çömleğe iyi
Bir sahanda yemek yer,çoluk çocuğu,beyi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Bulgur aşı pilava,çalar tahta kaşığı
Destanlar yazar,söyler,şair,ozan,aşığı
Elinde yıkardı hep,akşamdan bulaşığı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Konu komşu,akraba,mahal münasipte bir
Sünnet,düğün,cemiyet bir arada eğlenir
Cenazede topyekun,kayd u şartsız birleşir
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Bağa budakçı gider,pulluk sürer kimisi
Alamasa bir şeyler,dara düşse birisi
Yardımcı olur verir,neyi varsa cümlesi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


3
ÇAVUŞ ÜZÜM-BANNİ-BULUDU

Turşu kurar yıllarca,küpte sirkesi olur
Topağı hep yanında,kapısında oturur
Mahalle kadınları,birbirlerini bulur
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Damdan dama geçerek,damın karını atar
Şilte,mitil,döşekle,sıcakta damda yatar
Eve yolluk yapmaya,çulu çaputu atar
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Taslarla sütlaç olur,bazlama,gözlemesi
Tandırda pahla pişer,ne güzel özlemesi
Dolma mantısı meşhur dolazı,asidesi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Çavuş üzüm,kızılı,kara üzüm,bannisi
Keten göynek,buludu,sayamadım hangisi
Hevenklere dizilir,her birisi bengisu
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka




(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


4
HORANTA-İLLİK

Yaş üzümler serilir,kuru üzüm toplanır
Şırahnede ezilir,tadını herkes tanır
Kadınlar yemeniyle,ağzın kapar,utanır
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Nohudu,mercimeği,fasulyesi alınır
Evin yaşlı erkeği,kahvelerde salınır
Horantası aile,lakabıyla anılır
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


İllikle başlar oruç,korucusu,bekçisi
Asayişi sağlardı mahallede çarşası
Kalaycısı,köşgeri,ne güzeldi çarşısı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Saraç,tuzcu çıkrıkçı,bilmem daha nicesi
Akşam gezmesi vardı,davetsizdi gecesi
Dikkatlice dinlerdik,cenk-gaza hikayesi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


5
ÇELİK ÇOMAK-SAKLAMBAÇ


Semercisi,nalbantı,demircisi,attarı
Arabacılık vardı,arabası,atları
Çerçilikten dönene,işte Sefa’nın hanı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Ceviz,aşık oynanır,çelik çomak,saklambaç
Mahalleler arası düzenlenir futbol,maç
Ne güzeldi çocuklar,penaltı,korner ve taç
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Derdalan şarabıydı,guya derdi alıyor
Dert almak ne kelime,seni derde salıyor
İhtiyar emmi,dayı,bazen tütün sarıyor
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Bişirgeci elinde,sacın başında kadın
Dudu,ağa,efendi,vardır senin de adın
Helva,zeytin aldıysan,bensimeti alaydın
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


6
BİRER GÖZ DAM


Mantı,makarna keser,patates gömer köze
Tavuk besler evinde,bazen uğrar kümese
Komşu ziyaret eder,özler bir gün görmese
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Birer göz dam evin var,gündüz otur,gece yat
Ayrı oda ne gezer,yerler toprak,hasır at
Yüklük,konsul,tandır ev,uzun,ince bir hayat
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Ala sulu,bitirgen,şekerpare,kayısı
Sepet elde getirir emmisi ve dayısı
Alıç,muşmula,üvez,daha çoktur sayısı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Yakın Çorak,Karaya,başlıca içmecesi
Şifa buluyor herkes,hoştur suyu içmesi
Farda kilim üstünden,baş sedire geçmesi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


7
GAZ LAMBASI-GAZ OCAĞI


Bağa her gün gidilir,bohça içinde azık
Irgat beller,çapalar,ter içindedir yazık
Sarnıçtan su alınır,çalıştıkça susadık
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Çalı,çırpı,çıdırgı,ocak için gerekli
Eşeğin iki yanı,çalılarla şelekli
Tek tük yaylı araba,her tarafı benekli
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Gaz lambası gaz ister,fitilini ayarla
Akşama misafir var,gaz ocağımız var ya
Çörek çeker komşular,birer günlük arayla
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Dip dibe kenetlenmiş,insanlar gibi evler
Tol komşundur o senin,sımsıcacık gönüller
Bahçesinde yetişir,açılır gonca güller
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR



8
HONÇA-HERENİ-KAZAN


Berdi yastık önüne,minderi koy hele bir
Lastik,lapçın ne bulsa ayağına giyinir
Soğukkuyu,kundura,ele geçse sevinir
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Honça,hereni,kazan,evin ihtiyacıdır
Çömçe,guşane,sahan,mutfağın gerecidir
Kapıyı bastırdın mı ,vakit artık gecedir
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Pantalonun eskise,atamazsın, yamarsın
Yeni giysiler alsan,geçinemez,yanarsın
Enfiyeyi çektin mi,hapşırırsın,anarsın
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Dimiyi giyer kadın,hem gişilik,gündelik
Mintan üstü giyilir,delme denen bir yelek
Kavun yerine yersin,hoş kokulu bir kelek
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


9

BAĞ BOZUMU-SİSANA


Köstekli saati var,her adamda bulunmaz
Gümüş kaplamalıdır,bakar ki vakt-i namaz
Ajans dinler radyodan,bu önemli imtiyaz
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Küfeler üzüm dolu,bağbozumu demektir
Oya,nakış,işleme,çeyiz için emektir
Düğünde bamya pişer,önemli bir yemektir
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Cığır,cılga açarsın,etrafı kar kaplamış
Mahalle çocukları sisanayı yüklemiş
Evden gelin çıkıyor,bahşişini beklemiş
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Oda içinde taka,tabakayı saklıyor
Tiryaki olmuş dedem,tütünü bırakmıyor
Yenice,kulüp,bafra…ciğerime tak diyor
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka



(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR



10


MAŞALA-HARAR-ZAVAR

Özler maşalalarla ayrılmış birer birer
İçinde yetiştirir,hem yeşillik,hem biber
Minare ustasıdır,komşu Keta’nın Ömer
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Hayvanların yemi yok,saman doldur harara
Değirmene gidelim,un dolacak çuvala
Hububatı karıştır,ihtiyaç var zavara
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Dam cerekle örtülür,çötlenden de akar su
İskembede oturur,gelir orda uykusu
Ceviz başaklanacak,korucunun korkusu
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Gideceğin yol uzak,yolu nasıl bulmalı
Sokağın lambası yok,elde fener olmalı
Orak,tırpan,yaba al,ekinleri yolmalı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR






11
ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM


El destisi,çömleği,güğüm,lenger,zembili
Diren,tırmık,çinari,kalbur,elek,helkisi
Dibek,havan,ekecik,savan,ita,sinisi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Başın ağrır git okut,hocaya üflet hele
Karnın ağrırsa eğer,tanı kondu küpleme
Belin,boynun tutulmuş,bir şişe çektirsene
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Sanayiye çocuğu sanat için verdiniz
Eti senin kemiği benim olsun derdiniz
Nevşehir tavasını tavacıdan yerdiniz
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


Karın,kelle,işkembe,paça,mimbar pişerdi
Sarımsaklı,limonlu,herkes iştahla yerdi
Arzuhali bildirir,ona istida derdi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka


(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK/NEVŞEHİR


12
YUFKA-PİNDİR-DÜRÜM

Düğü,kesme çorbası,üzüm hoşafını iç
İnek,dana ahırda,yazıya git, yonca biç
Üzeri yüklü gelin,seklem kaldırır mı hiç
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Cingile yoort çalınır afiyetle yenirdi
Gadasını aldığım, sevilene denirdi
O muhabbet şimdi yok,özlediğim devirdi
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Uzun eşek,birdir bir,çok oyunlar oynadık
Pastırmayı,sucuğu,yemelere doymadık
İpsizi ve berduşu, aramıza koymadık
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Eşin,dostun,akraba,sevilir,sayılırdı
Çocuklar bayram için,gezmeye bayılırdı
Küçük-büyükbaş hayvan,dağlarda yayılırdı
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Bıldır gördüklerini,şimdi göremiyorsun
İki düz, bir torunan,kazak öremiyorsun
Yufka içinde pindir,dürüm düremiyorsun
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

Küçük el terazisi,keçiboynuzu, iğde
Şak leblebiyi satar,Kamil sırtta heybeyle
Bundan sonra istersen,devamını sen söyle
Ne derlerse desinler,Nevşehir’im bir başka

(c) Bu şiirin tüm hakları yazarın kendisine aittir.

4 KASIM 2009
SADİ TELTİK / NEVŞEHİR

NOT : Nevşehir’in plakası 50 olduğu için,şiir 50 kıt’a olarak 7+7=14’lü hece ölçüsü ile yazılmıştır.

Son Güncelleme ( CUMA, 01 Ocak 2010 18:28 )

KAPADOKYA Masal ülkesinde sonbahar

KAPADOKYA Masal ülkesinde sonbaharPers Kralı Daryüs'ün üç dilde çivi yazısıyla kazınmış bir yazısında bölgenin adı “Katpakuta” diye geçer. Bunun Pers dilindeki anlamı “Güzel Atlar Diyarı”dır. Adı bile bu kadar masalımsı olan bu büyülü toprakları anlatmak oldukça zordur. Beceri ister.

Son Güncelleme ( CUMARTESi, 21 Kasım 2009 23:36 )

Bayramı Kutladık...! Mı...?

Bugün 29 Ekim 2009. Bugün Cumhuriyetimizin kuruluşunun 86. yılını kutladık. Ne bedeller ödenerek çizilen bu sınırlarda , özgürce yaşayabilmemizin sağlandığı o günleri;  Atatürk’ün önderliğinde tanımlanamaz  bir güçle bu uğurda çaba gösteren büyüklerimizi, minnetle andık, saygıyla yad ettik.. Bayram yaptık…!


Tören alanına yani Cumhuriyet meydanına geldiğimde saat 10:30 a geliyordu. Gecikmiş olmanın telaşıyla arabamı park ettiğimde henüz İstiklal Marşımız okunmaktaydı…! Demek ki yeni başlanmış.... Allah Allah… Niye ki.? Öğrendim ki  makamlardaki bayramlaşmalar yapıldıktan sonra tören başlıyormuş. Böyle bir uygulama yeni herhalde ?

Eskilerde en geç 8:30 tören başlardı. Ellerimiz titrer, sırtımız üşürdü 29 Ekimlerde törene gelirken. Ama içimizdeki sevinçten hissetmezdik.


İstiklal Marşımız okundu, ardından bir uğultu başladı… Mikrofonda biri konuşuyor ama ne dinlemek ne anlamak mümkün değil. Kimseyi rahatsız etmeden bir kalabalığın arasında durdum. Yüzümdeki gülümsemeyle bakıyorum etrafıma. Tam önümüzde öğrenciler var… Arkamızda da öğrenciler var… Nasıl yani.. E bunların okulları yok mu, bulunmaları gereken bir sıra yok mu, neden her biri bir yerlerde geziyorlar. Öğretmenleri yok mu.. Var..

 Tam o sırada  bir öğretmenin öğrencilerini uyardığını gördüm. Ama anlayan kim. “ Ama öğretmenim herkes dolaşıyor…!” Herkes? Herkes dediği kendi gibi öğrenci olanlar herhalde. Mesela şu güzel kız. Yüzünün yarısı öne doğru düz fönlediği  saçlarıyla kapandığı için görünmüyor. Ama açıkta kalan kısmından gözlerindeki rimeli fark etmek mümkün. Yanında  beyaz çorabının üstüne gri konç giymiş bir başka öğrenci. Ayakkabısı rengarenk. Moda herhalde ki bir çok kız öğrencide aynı durum mevcut. Erkek öğrencilere kayıyor gözüm. Çoğunun saçları ıslak. Yok ıslak olamaz.. yağmur yağmıyor. E evden çıktıklarında öyle olsa gelene kadar kururdu. Jölelemiş olmalılar. Kravatları gömlek yakalarından bir karış aşağıda, gevşemiş , kimi sağa, kimi sola kaymış.Bu da moda. Okul modası..!


Sonra içinde bulunduğum kalabalığa bakıyorum. Ayşe abla epeydir görmediği eski mahalle komşusuyla sohbet ediyor. Ahmet Bey  yanındakiyle güncel olayları tartışmakta hararetle.Bayrama ne oldu; töreni seyredip , çoşkuya ortak olup, bunu alkışlarımızla  ifade etmezmiydik.
 
Yüzümdeki gülümseme devam ediyor ama acımaya başladı…
 
Törene dikkatimi vermeye çalışıyorum tekrar ama bir kımıldanma var önümüzde. Hadi diyor birkaç öğretmen. Öğretmen olduklarını tanıdığım için söylüyorum. Yoksa onlarda az önce halka kucaklaşıyorlardı!! “Hadi..” Ne hadisi?  “Resmi geçit için gidiyoruz.”  Kız öğrenciler folklor oynuyordu ama ? Seyretmeyecekler mi ?O gösteriler sadece protokol için mi ? Öyle olmalı ki bir anda boşaltılıyor alan, kalabalık geriye alınmaya çalışılıyor. Hala ortada milli kültürümüzün simgesi dediğimiz folklorümüzü  icra etmeye çalışan kız öğrenciler var. Aferin diyorum, çalışmışlar, emek vermişler, sergiliyorlar. Sesli mi düşünmüşüm nedir, yanımdaki ben yaşlarda bayan, “ İyi ki bu ekip var.Kaç bayramdır bir onların gösterisini izliyoruz. Başka da birşey yok” diyor. Kaç okul var Avanos’ta diye düşünüyorum. Dokuz mu?, On mu? Neden tören bu kadar kısa sürdü? Neden hazırlık yapılmamış, neden geçiştirilivermiş. 3 şiir, 1 konuşma.. Bu mudur kutlamak, bu mudur en değerli, en önemli günün değeri…?

Eskiden böyle değildi demekten nefret ediyorum ama öyle.. Değildi eskiden böyle.. Saygı duyuluyordu, değeri biliniyor, önemseniyordu. Benim okulumdan daha fazla etkinlik olsun diye yarışılırdı çünkü bu bir gurur meselesiydi. Gurursuzlaştık mı?
 
Resmi geçit başlıyor. Şanlı bayrağımız önde, flamalar arkada.. Ama bando takımları yok. Buyurun bakalım. Okulların önünde ses yok;  “benim davulumdan daha çok ses çıksın, bu benim bayramım, bu benim özgürlüğümün bayramı, cumhuriyetim yaşasın,  var olsun” diye tüm gücüyle tokmağını vuran öğrenci yok. Göğsünde okulunun adını gururla taşıyan major yok, saygıyla protokolü selamlayan öğrenci yok, halkın coşkusunu dile getirip gür sesiyle şiirler okuyan tören sunucusu yok, alkışlamaktan elleri şişmiş halk yok… yok….yok… yok….Öyle çok şey yok ki… Bayram yok….
 
Tören bitiyor.Arabama doğru ,  bu 45 dakika var yok kutlamayla ilgili beynimdeki sorularla yürüyorum. Ne değişti, neden değişti. ? Neden kaybettik bazı değerlerimize olan saygımızı , samimiyetimizi. Neden çoşkularımızı dışa vuramaz olduk? Kim sorumlusu...?  Alkışlamayı unutan halk mı,  başına buyruk öğrenciler mi, disiplini sağlayamayan öğretmenler mi,  tüm bunlardan habersiz ya da göz yuman yöneticiler mi ?
 
Kontağı çeviriyorum. Yüzümde hala gülümseme  ama gözlerimde engel olamadığım birkaç damla acıyla…

Son Güncelleme ( CUMA, 30 Ekim 2009 20:37 )

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 5