Avanos Gazetesi Avanos Haberleri

Perşembe
11 Mar
ANASAYFA GÜNCEL YAŞAM HABERLERİ

YAŞAM ve MODA HABERLERİ

Dünyanın en iyi mankeni bir Türk

Dünyanın en iyi mankeni bir Türk

Türk tasarımcı ve organizatör Erkan Özerman'ın kurucusu olduğu "Best Model Of The World 2009" yarışmasında Türkiye'ye iki ödül geldi.

"Best Model Of The World 2009", bu yıl 22 yıllık tarihinde ilk kez Türkiye dışında bir ülkede düzenlendi. Bulgaristan'ın başkenti Sofya'da Ulusal Kültür Merkezindeki 22. galada Türkiye'den Erkan Meriç, "2009'da dünyanın en iyi erkek mankeni" seçildi.

Yarışmada "2009'da en iyi bayan manken" tacını ise Mali'den Aichia Dicko giydi.

Yarışmanın iddiaları isimlerinden Türk manken Tuğçe Sarıkaya, büyük jüri tarafından "2009'un en sempatik bayan mankeni" seçildi. "En sempatik erkek manken" ödülü de Brezilya'dan Bruna Fırnandes'e verildi.

 

 

 

Dünyanın en yaşlı insanı Türkiye'de

Dünyanın en yaşlı insanı Türkiye'de

Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde yaşayan Halim Solmaz adlı kadının 125 yaşında ve ''dünyanın en yaşlı insanı'' olduğu iddia edildi. Guinness Rekorlar Kitabı'nda 122 yaşındaki ABD'li kadın Getrude Baines var..

Yaşlı kadının kayıtlı olduğu Beşiri ilçesinin Nüfus Müdürü İrfan Ertaş, ''Kayıtlarımızda Halim Solmaz 1884 yılı doğumludur ve sağdır. Bismil'de ikamet etmektedir'' dedi.

Bismil'e bağlı Ulutürk köyünde yaşayan Halim Solmaz'ın nüfus kayıt örneğine göre, Ağrı'nın Patnos ilçesinde 1 Temmuz 1884'te doğduğu, 4'ü erkek 3'ü kız 7 çocuk, 54 torun ile yaklaşık 150 torun çocuğu sahibi olduğu belirtildi.

Kürtçe konuşmalarını Türkçe'ye çeviren Solmaz ninenin torunu Mehmet Beşir Solmaz (38), AA muhabirine yaptığı açıklamada, bir asırı deviren ninesinin dedesi Şemsettin Solmaz ile 1917 yılında Patnos'tan Siirt'in Kurtalan ilçesi Güvercinlik köyüne göç ettiğini söyledi.

Babaannesinin, yaklaşık 3 yıl evli kaldığı ilk eşinin 1. Dünya Savaşı'nda askerdeyken ölmesi üzerine amcasının oğlu Şemsettin Solmaz ile hayatını birleştirdiğini anlatan torun Solmaz, şöyle konuştu:

''Şimdi 125 yaşında olan ninem artık konuşmakta ve hareket etmekte güçlük çekiyor. Ninemin tüm bakımını annem yapıyor. Ninem ve dedem 1917 Rus ihtilalinden sonra Kurtalan ilçesine bağlı Güvercinlik köyüne yerleşiyorlar. Uzun süre orada kalıyorlar. Tabii çok zor bir yaşamları oluyor. Örneğin, o günün koşulları gereği mağarada yaşıyorlar. Kıtlık görüyorlar. Daha sonra fahri imamlık yapan babam yaklaşık 20 yıl önce Bismil yöresine taşınıyor. Bizim ailemiz, amcalarım, halalarım ve çocukları Siirt, Batman ve Diyarbakır'da yaşıyorlar. Babaannemin 7 çocuğundan 54 torunu, yaklaşık 150 de torununun çocuğu var. Torununun torunu da var, ancak ben sayıyı bilmiyorum.''

-ATATÜRK'E AYRAN İKRAM ETMİŞ-

Halim nine, torunu aracılığıyla Atatürk'ün Kurtalan ilçesinden geçişi sırasında köylerine geldiğini söyledi.

Atatürk'ün atla köye geldiğini, kendileriyle yakından ilgilendiğini, kendisinin de Atatürk ve arkadaşlarına ayran ikram ettiğini anlatan Halim nine, ''Atatürk mavi gözlü ve çok yakışıklı idi. o atına binmiş, arkadaşları da süvariydi'' dedi.

Domuz gribine sarımsaklı savaş

Domuz gribine sarımsaklı savaş

Dünya genelinde yaşanan ve bugünden itibaren aşılarına başlanılan domuz gribi vakaları nedeniyle dünyadaki benzerleri arasından en kalitelisi olarak kabul edilen Taşköprü sarımsağına talep arttı.

Gerek kükürt ve fosfor oranının fazla olması gerekse benzerlerinden ayırt edici olarak kansere karşı etkili "selenyum" maddesinin bulunması nedeniyle uzmanların özellikle kış günlerinin en çok rastlanılan hastalığı olan gribe ve son günlerde de dünya genelinde yaşanan domuz gribi salgınına karşı sarımsağın tavsiye edilmesi nedeniyle Türkiye'deki sarımsak ihtiyacının yüzde 25'lik kısmının karşılandığı Taşköprü sarımsağına talebi arttırdı.

Domuz gribi nedeniyle daha önce kargolardan bireysel olarak başta büyükşehirler olmak üzere dışarıya haftada yarım ton sarımsak gönderilirken son iki haftadır bu rakam 2 tonu aştı.

Taşköprü Genç İş Adamları Derneği (TAGİAD) Başkanı Ömer Tuncel, "Özellikle uzmanların domuz gribine karşı sarımsağı önermesi nedeniyle dünyadaki en kalitelisi olan Taşköprü sarımsağına talebi artırdı. Firmalar haricinde Taşköprü'de yaşayan vatandaşların diğer illerde yaşayan akraba ve dostlarına gönderdikleri sarımsak oranında neredeyse 4 katlık bir artış yaşandı" dedi.

Tuncel, özellikle büyük şehirler de ve yurtdışında yaşayan bürokrat kesiminin kendilerini de arayarak Taşköprü sarımsağı istediklerini kaydetti.

Taşköprü Tarım İlçe Müdürü Halil İbrahim Akkurt ise, "Antiseptik özelliği olması dolayısıyla birçok paraziti ortadan kaldıran minerallere sahip olan Taşköprü sarımsağının gribe iyi geldiği bilinmekte. Uzmanlar tarafından da domuz gribine karşı da koruyucu etkisi olabileceği açıklanmakta. Bu gibi özellikler göz önünde bulundurulduğunda Taşköprü sarımsağı antiseptik özelliğiyle domuz gribine karşı en faydalı gıdalar arasında yer almaktadır" şeklinde konuştu.

Kadınlar ne ister?

Kadınlar ne ister?

Alman bira markası “Beck’s”in internet blogu Daily Different, kadın dergilerini araştırarak, erkeklerin kafa yorduğu bir sorunu açıklığa kavuşturdu.

İşte kadınların bir erkekte aradığı 10 özellik ve bunlara sahip olmanın yolları:

1- Dürüstlük: Bir kadını dürüst olduğunuza ikna etmenin en basit yolu ona cep telefonunuzun PIN kodunu, e-posta ve facebook hesaplarınızın şifrelerini vermek.
2- Zekâ: Zeki erkek imajı çizmek için, soru soran bir kadına ciddi ve gerçekçi bir ses tonuyla uydurma yanıt vermek yeterli.
3- Güzel bir gülümseme: Ağız hijyenine dikkat etmek ve beyazlatıcı bantlar, bir Hollywood gülüşü sağlayacaktır.
4- Espri anlayışı: Bir erkekte olan en çekici özellik espri anlayışıdır. Ünlü komedyenlerin şakalarından alıntı yapabilirsiniz.
5- Davranış: Düzgün davranışlar, iyi yetiştirilmiş bir aileden geldiğinize işarettir. ‘Lütfen’ ve ‘teşekkür ederim’ demeyi ihmal etmeyin, dirseklerinizi masaya dayamayın, çatal bıçağı düzgün kullanın.
6- Hassaslık: Bambi’yi izlerken gülmek yerine ağlıyormuş gibi yapın. Bir kadınla yolda yürürken gördüğünüz dilenciye para verin.
7- İçtenlik
8- İyi bir iş: Zengin olun. Kadınlar çalışkan bir fast food çalışanıyla çıkmaktansa, işsiz milyoneri yeğler. İyiliğiniz için iyi bir iş bulun.
9- Ev: Kendi evinde yaşayan erkek bir kadın için idealdir.
10- Otomobil

‘Yokum’ dedi 500 bini kazandı

‘Yokum’ dedi 500 bini kazandı

 Acun Ilıcalı’nın hazırlayıp sunduğu ‘Var Mısın Yok Musun’ yarışmasının büyük ödülü 500 binTL'yi, programda ikinci kez yarışan Ülkühan Yılmaz kazandı

Acun Ilıcalı’nın hazırlayıp sunduğu “Var Mısın Yok Musun” yarışmasında 2.5 yıldır kimsenin kazanamadığı büyük ödül 500 bin TL’yi, Kayserili Ülkühan Yılmaz aldı. Dün gece ekrana gelen yarışmada 30 yaşındaki Yılmaz, ikinci kez yarışmacı koltuğunda oturdu. Geçen yıl yarıştığında 50 bin TL kazanan Yılmaz, finalde ailesinin tüm ısrarlarına rağmen Hamdi Bey’in 128 bin TL’lik teklifini kabul etmedi ve kalan iki kutudan biri olan 500 bin TL’lik kutuyu seçti. Diğer kutuda ise 20 bin TL vardı. Dün sabah saatlerinde yapılan çekimde 500 bin TL’yi alınca havalara uçan Yılmaz, beyninde tümör oluşma riski bulunduğu için 6 ayda bir doktor kontrolünden geçiyor.

560 TL’ye çalışıyor

Bugüne kadar iki kez beyin tümörü ameliyatı olan Yılmaz, programın en eski yarışmacılarından biri... Yaklaşık 130 bölümdür programa katılan ve bir süredir de kutu tutan yarışmacı adayları arasında yer alan Yılmaz, hikâyesini şöyle anlatmıştı:
“Ben de ailem ve çocuklarım olsun istiyorum ama sağlık sorunlarım var. Bu yüzden sevdiğim insanları yarı yolda bırakmak istemiyorum. Çünkü 6 ayda bir doktora gidiyorum. Ölümle burun burunayım. Çocuğum olursa ve bu hayattan aileme beş kuruş bırakmadan gidersem kahrolurum. Zaten öyle bir babalık olmaz. 500 bin TL kazanırsam, evlenirim, çocuklarım olur. Eğer ameliyat masasında kalırsam en azından onlara yaşamlarını rahat devam ettirebilecekleri para bırakmış olurum”. Bir markette 560 TL’ye çalıştığını anlatan Yılmaz, hayallerine kavuştuğunu söyledi.

Son Güncelleme ( PAZAR, 25 Ekim 2009 10:04 )

Altın Portakal bu yıl iki filme verildi!

Altın Portakal bu yıl iki filme verildi!

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması'nda En İyi Film Ödülü'nü ''Bornova Bornova'' ile ''Kosmos'' filmleri kazandı. İşte ödüle layık görülen eserler ve isimler:

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde ödüller sahiplerini buldu. En iyi film ödülünü "Bornova Bornova" ile "Kosmos" paylaştı. Yönetmenlere ödüllerini CHP Genel Başkanı Deniz Baykal verdi.

Cam Piramit Sabancı Kongre ve Fuar Merkezi'nde yapılan kapanış ve ödül töreninde Ulusal Uzun Metrajlı Film Yarışması sonuçları açıklandı.

En İyi Film Ödülü, "Bornova Bornova" ile "Kosmos" filmleri arasında paylaştırıldı.

Festivalde verilen bazı ödüller ve kazananlar şöyle:

- En İyi Film: "Bornova Bornova" - "Kosmos"

- En İyi İlk Film: "İki Dil Bir Bavul"

- En İyi Yönetmen: Reha Erdem - "Kosmos"

- En İyi Senaryo: Onur Ünlü - "Beş Şehir"

- En İyi Erkek Oyuncu: Öner Erkan - "Bornova Bornova"

- En İyi Kadın Oyuncu: Nergis Öztürk - "Kıskanmak"

- En İyi Kurgu: Erkan Tekemen - "Bornova Bornova"

- En İyi Sanat Yönetmeni: Zeynep Koloğlu - "Usta"

- En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Volga Sorgu - "Kara Köpekler Havlarken"

- En İyi Yardımcı En İyi Müzik: Mehmet Erdem ile Özgür Akgül - "Deli Deli Olma"

- En İyi Görüntü Yönetmeni: Florent Herry - "Kosmos"

- Kadın Oyuncu: Damla Sönmez - "Bornova Bornova"

- Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü (Ses-Efekt-Kostüm-Makyaj-Saç Tasarımı): "Kosmos"

- Behlül Dal Jüri Özel Ödülü (Genç Yetenek): "Usta" filminin yönetmeni Bahadır Karataş, "40" filminin yönetmeni Emre Şahin, "Ben Gördüm-Min Dit" filminin öykü yazarı Evrim Alataş ile "Beş Şehir" filminin oyuncusu Tansu Biçer.

Diğer ödüller

Gençlik Jürisi Ödülü, Uluslararası Film Yarışması'na katılan Kamen Kalev'in yönettiği Bulgaristan-İsveç yapımı "Şark Oyunları" filmine verildi. Ödülü, film ekibi adına ünlü oyuncu Hatice Arslan aldı.

Festivalde bu yıl ilk kez belirlenen Kent Konseyi Jüri Ödülü'ne yönetmen İlksen Başarır'ın ilk filmi "Başka Dilde Aşk" layık görüldü. NETPAC Jürisi Ödülü "Kan Arzusu", SİYAD Ulusal Jüri Ödülü İnan Temelkuran'ın yönettiği "Bornova Bornova", SİYAD Uluslararası Jüri Ödülü ise "Öteki Yaka-The Other Bank" filmine verildi.

Törende, Kısa Film Yarışması'ndaki Dijital Film Akademi Özel Ödülü'ne Efe Conkel'in "Geri Dönüşüm Günlüğü", Cahit Çeçen'in yönettiği "Tamirci Çırağı" ile Mustafa Dok'un yönettiği "Köy" filmleri değer bulundu.

En İyi Kısa Film Ödülü'ne Aksel Zeydan Göz'ün yönettiği "Kısır Döngü" layık görüldü.

En İyi İlk Belgesel Ödülü Metin Kaya'nın yönettiği "100 Bin Kişiydiler" ile Melisa Önel'in yönettiği "Ben ve Nuri Bala" filmleri arasında paylaştırıldı.

En İyi Belgesel Film Ödülü de Melis Birder'in yönettiği "Ziyaretçiler" ile Çayan Demirer'in "5 Nolu Cezaevi" filmlerine verildi.

Uluslararası film yarışması ödülleri

Uluslararası Film Yarışması'nda En İyi Erkek Oyuncu Ödülü "Öteki Yaka"daki performansıyla 9 yaşındaki Tedo Bekhauri'ye, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü ise "Katalin Varga" filmindeki performansıyla Hilda Peter'e verildi.

En İyi Yönetmen Ödülü "Öteki Yaka" filmi ile Georgi Ovashvilli'e sunuldu.

En İyi Film Ödülü ise Alexey German'in yönettiği "Kağıttan Asker" filmi ile Harutyun Khachatryan'ın yönettiği "Sınır" filmleri arasında paylaştırıldı.

Kırmızı halı

46. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali kapanış ve ödül töreni, festivalin konuğu Türk ve yabancı sanatçılarla ulusal, uluslararası yarışmalara katılan film ekiplerinin kırmızı halıda geçişleriyle başladı.

Festivalin konuğu Türk ve dünyaca ünlü sanatçılar, ulusal ve uluslararası yarışma adayı filmlerin ekipleri ile jüri üyeleri kırmızı halıdan yürüyerek tören salonuna ulaştı.

Kırmızı halı geçişi sırasında sanatçıları görmek için yüzlerce vatandaş, Cam Piramit'in bulunduğu bahçede toplandı.

Türk sinemasının unutulmaz yıldızları ile genç kuşağın sevilen sanatçılarını alkışlarla karşılayan vatandaşlar, kendilerini selamlayan sanatçılara sevgi gösterilerinde bulundu.

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri üyesi oyuncu Nurgül Yeşilçay, kendisine yoğun tezahürat yapan vatandaşları yanlarına giderek selamladı.

Vatandaşlar, Türk sinemasının unutulmaz oyuncusu Selda Alkor'a da "gerçek sanatçı" sözleriyle sevgi gösterisinde bulundu.

Törene Baykal da katıldı

Törene katılan CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da salona kırmızı halıdan geçerek girdi. Vatandaşlar, Baykal'a da sevgi gösterilerini sürdürdü.

Baykal'ın geçişi sırasında bazı gençlerin ellerinde küçük meşaleler taşıdıkları görüldü.

Siyah üzüm botoksa karşı

Siyah üzüm botoksa karşı

Kansere karşı bir kalkan görevi gören siyah üzüm aynı zamanda gençleşmenin de anahtarı

Siyah üzümle öyle bir formül bulunduki...
Çekirdeği güçlü bir antioksidan özelliği taşıyan siyah üzümün, Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde hasat edilerek, kurutulmasına başlandı.

Saruhanlı'nın Mütevelli beldesinde, fidanını 6 yıl önce Gaziantep'ten getirerek, Horozkarası cinsi siyah çekirdekli üzüm üretimine başlayan Ersin Sara, bu yıl 5. kez verim aldığı ürünü hasat edip, ilk kez kurutmaya bıraktı.

Bölgede çekirdekli siyah üzüm üretiminin bu güne kadar kazanç sağlamak amacıyla hiç ekilmedi. Siyah üzüm üretiminin yaygınlaşmasının bölgeye ekonomik açıdan büyük gelir getirmesi bekleniyor.

ECZANELERDE SATILIYOR

İnsan sağlığına bir çok faydası olan siyah üzüm çekirdeği bazı eczanelerde ilaç olarak satılıyor. Besin değeri yüksek olan siyah üzümün kanser önleyici resveratrol maddesi de içerdiği biliniyor.

Siyah üzüm çekirdeği, 1950 yılından itibaren Fransa'da damar koruyucu ilaç olarak kullanılmaya başlandı. Üzerinde birçok araştırma yapılan siyah üzümün kabuğunun ve çekirdeğinin bazı hastalıklara çare olduğu belirlendi.

Kansere karşı koruyucu özelliği başta olmak üzere, kalp krizi riskini azaltıyor, romatizmaya iyi geliyor, katarakt oluşumunu engelliyor, kansızlığı önleyip kanı temizliyor.

Uzmanlar, ısrarla üzüm yenilmesini, üzümü yerken de çekirdeği ile birlikte yenilmesini tavsiye ediyor. Üzümün yaşı, kurusu, kabuğu ve çekirdeği tam bir şifa kaynağı. Bazı hastalıkların tedevisinde kullanılan siyah üzüm cilde de iyi geliyor. Cilde parlaklık katan, canlı bir görünüm sağlayan siyah üzüm cildin yaşlanmasını da geciktiriyor. Aynı zamanda göz çevresindeki kaz ayaklarına ve morluklara karşı da çok faydalı olan siyah üzümün bir de maskesi var. Maskeyi hazırlamak ise çok kolay...

Yaş üzüm kullanacaksanız on tane siyah üzüm, kuru olarak iki yemek kaşığı siyah üzüm, mikserde çekirdekleri ezilene kadar çekiliyor. İçine bir yemek kaşığı zeytin yağı, bir yemek kaşığı kayısı yağı, bir tatlı kaşığı bal ve bir yumurta sarısı ilave edip tekrar çekiliyor.

Bu maskeyi uygulamadan önce cildimizin gözeneklerini açmak için bir tencereye yaklaşık 1 litre su doldurun ve içine 2 yemek kaşığı kekik atın, kapağını kapatın kaynasın. Kekikli su kaynadıktan sonra başınıza bir havlu örtün ve buhara durun. Yaklaşık üç dakika buharda durmanız yeterli olacaktır. Bir parça pamuğun üzerine gül suyu döküp cildinizi temizleyin. Sonra da siyah üzüm maskenizi cildinize uygulayın. Göz çevresine de rahatlıkla uygulayabilirsiniz.

Açılıma Hülya kapanımı

Açılıma Hülya kapanımı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, “Kürt açılımı”na ilişkin değerlendirmeleri nedeniyle sanatçı Hülya Avşar hakkında, “Halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle soruşturma açtı.

Hürriyet’e konuşan Avşar, “Bunu, hayatımda bana yapılmış en büyük hakaret olarak düşünüyorum. Bu açılım değil, kapanış oldu” dedi.
Sanatçı Hülya Avşar’ın “Kürt Açılımı”na ilişkin değerlendirmelerinin, “Halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle hem Avşar hakkında hem de röportajı yapan Milliyet Gazetesi muhabiri Devrim Sevimay hakkında soruşturma açıldı. Avşar, “Demokratik bir ülkede olduğumuzu düşünerek bunları konuştum. Soruşturma, bana yapılmış en büyük hakaret” dedi. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, “şüpheli” olarak kendisini ifadeye çağıran daveti Avşar’a, dün sabah kızı Zehra’nın ilk Anıtkabir ziyareti için Ankara’ya hareket etmeye hazırlandığı sırada ulaştı. Avşar, dün öğle saatlerinde Ankara’ya gelerek, kızı Zehra ve yeğeni Hazar Atak ile birlikte Anıtkabir’i ziyaret etti. Anıtkabir kafeteryasında Hürriyet’in sorularını yanıtlayan ve tepkisini, “Çağrıyı aldığımda birkaç defa okuma ihtiyacı hissettim. Genelde okuduğumu bir defada anlarım. İnanamadım. Nasıl böyle bir şey olabilir diye” sözleriyle dile getiren Avşar’ın değerlendirmeleri şöyle:

Bana hakarettir

Türkiye’de hiçbir şey demokratik değil ki açılım yapılsın. Benim çocukluk günlerimi anlattığım bir röportajdı. Ne demişler; Halkı kin, nefret ve düşmanlığı tahrik etmek. Bunu, benim hayatımda bana yapılmış en büyük hakaret olarak düşünüyorum. Bu durumda nasıl demokrasiden bahsedilebilir Türkiye’de?

Açılımın ne olduğunu bilmiyoruz Türkiye olarak. Zaten daha bizim mercilerimiz de açılımın ne olduğunu bilmiyorlar. Demokrasiye izin verilmiyor. Benim yaptığım röportaja bu şekilde bir tepki gösteriliyorsa ne Kürt açılımı yapılabilir, ne demokratik açılım yapılabilir. Demokratik bir ülkede yaşamıyorsun ki açılımı yapalım.

Demokratik sandım

O röportajımda, barışa ve hayata güzel bakmanın ne olduğunu, nereden nereye geldiğimizi anlatıyorum, ki ben bunların hesabını vermek zorunda değilim. Bunun tam aksini de anlatıyor olabilirdim. Demokratik bir ülke olduğumuzu düşünerek bunları konuştum. Bugüne kadar ilk kez böyle bir röportaj verdim. Bizim ülkemiz demokratik bir ülkedir diyerek bu röportajı yaptım ve başıma gelene bakın.

(Öykünüzü anlatmaya devam edecek misiniz sorusu üzerine) Buna devam etmemem için benim yok olmam lazım. Ben ortadan yok olayım, o zaman devam etmesin. Bu gerçek. Bana göre şu bana yapılan Kürt açılımının tamamen kapatılmasıdır. Bu, açılım değil kapanış oldu. Ben, Türkiye’de bir sanatçının kendini oturup anlatmasıyla ilgili cumhuriyet savcılığından kin, nefret düşmanlık falan diye bir hakaretle, halkı kin ve düşmanlığa alanen tahrik etmek suçu diye bir şey yazılıyorsa, bence bu ülkede demokratik açılım, Kürt açılımı falan konuşmasınlar.

Başbakan’ın bilmediği

Bu tamamen başbakanımıza yöneltilen bir şey değil. Belki başbakanımız çok iyi niyetli olabilir, ama maalesef daha bilmediği merciler anlamında... Önce dönüp mercilerimiz ne alemde, demokratik durum var mı, insanlarımıza hakikaten demokrat bir şekilde yaklaşabiliyormuyuz, insanlar özgür mü; daha bunun farkında değiller, inanıyorum.

SANATÇI Hülya Avşar, 24-25 Ağustos’ta Milliyet’te Devrim Sevimay’a verdiği röportajda hükümetin Kürt açılımı ile ilgili çalışmasını değerlendirmişti. Annesinin Türk babasının Kürt kökenli olduğunu anlatan Avşar, özetle şunları söylemişti:

Demokratik açılım meselesinden ben çok korkuyorum. Korkuyorum, çünkü bu öyle bir mesele ki, artık dönüşü yok. Bu işe başladıysanız bitirmek zorundasınız. En azından başarmaya doğru gidildiğini hissettireceksiniz. Aksi halde bu yeni doğmuş bebeğin ağzına memeyi verip en güzel anında çekmeye benzer, ki bu çok tehlikeli. Çünkü o zaman ne olur o bebek? Kıyameti koparır, olay çıkarır. Ne zaman ki sen yine o memeyi ağzına verirsin ya da başka bir meme; ancak o zaman susar, başka türlü kurtulamazsın artık.

Türkler bu ülkenin bölünmemesini istiyor. Topraklarını, milletlerini korumak istiyor. Buna da sonsuz hakları var ama yöntem hataları yaptıklarını kabul etmeliler. Ben de sonuna kadar Türküm; ama bu Kürtleri yok saymak, onlara etnik baskı yapmak anlamına gelmemeli. Yıllardan beri Anayasa’yı değiştiriyorlar, bir kez de barış için değiştirsinler.

Sadece acırım ona, (Öcalan’ı kastediyor) o kadar. Aslında insanlara kızmak, yargılamak zamanı da geçti artık.

Siz çağırdınız diye yıllardır dağlarda yaşayan insanlar “Lay lay lom” diyerek inmeyeceklerdir.

4.5 yıl istenecek

Soruşturma sonunda hakkında dava açılması durumunda Avşar, TCK’nın 216. maddesindeki, “Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” hükmüyle yargılanacak. Avşar, bu suçu basın yoluyla işlediği için TCK’nın 218. maddesine göre, ceza istemi yarı oranında artırılacak. Bu durumda dava açılması halinde Avşar, 1.5 yıldan 4.5 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.

Bayram ziyareti

Hülya Avşar, kızı Zehra ile dün Anıtkabir’i ziyaret etti. Avşar, ezbere bildiği yerleri Zehra’nın da görmesini istediğini söyledi. Avşar, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında soruşturma açıldığını gösteren çağrı kağıdını Hürriyet muhabiri Turan Yılmaz’a gösterdi.
 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 4